15 Temmuz Destanı

0

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın; Bilakis, onlar diridirler. Rableri katında rızıklanmaktadırlar…” (Âl-i İmrân, 169)

Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Vatan sevgisi imandandır.” (Acluni, Keşfu’l-Hafa, 1/345, no: 1102)

Bu vatan topraklarında yaşayanlarca hiçbir zaman unutulmayacak olan, kimileri için “kara gece” diye tarif edilse de kimilerine vuslatın ikram edildiği o gecenin yıldönümündeyiz.

15 Temmuz ne anlatır bize? Neleri haykırır?
Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla, büyüğüyle küçüğüyle, hiçbir fark gözetmeden, hiçbir tereddüt göstermeden hep birlikte sokaklara dökülen bu aziz milletin o gecede yazdığı tarih, bu vatan toprakları için en az Çanakkale Zaferi kadar önemlidir.

Daha önce tarihinde bir benzeri daha görülmemiş hâinliğe mâruz kalan, kendi öz sermayesi ile alınan tankın, tüfeğin namlusunun bizzat kendisine doğrultulduğu bu asîl millet, o gece kim olduğunu, temellerinin nerelere dayandığını; vatanın, bayrağın ve nâmusun nasıl müdafaa edileceğini bir kez daha göstermiştir. Ve haykırmıştır gür sesi ile: Vatan sevgisi, îmandandır.

Uzun uzun anlatılacak pek çok örnek olsa da o geceyi anlamak için, Ömer Halisdemir’in yiğitliğini hatırlamak yeterli olur. Abdullah Tayyip Olçok’un babası ile beraber Hakk’a yürüyüşü, neler anlatır anlayana… Halil Kantarcı’nın içindeki şehidlik arzusunu hissetmemiz yeter bize…
Sakın kader deme! Kaderin üstünde bir kader vardır.

Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır.
Gün batsa ne olur, geceyi onaran bir mimar vardır!
Göklerden gelen karara boynunu uzatan bir nesil çıkar. Gözünü budaktan esirgemez, topun, tankın, kurşunun üzerine yürür, korkmadan, çekinmeden… Hattâ koşarcasına… Bu bir kişinin destanı değildir. Bir halkın, elele verip kendi istiklâlini ve istikbâlini korumasının destanıdır. İhanete, düşmanlığa, vefâsızlığa meydan okumasıdır. Hakka, hakikate, birliğe, kardeşliğe, dostluğa sahip çıkması ve bu uğurda bütün sevdiklerini, bir an bile düşünmeksizin arkada bırakabilmesidir.

Doğru; 15 Temmuz ana-babayı evlâdından, eşleri birbirinden ayıran, hiçbir şeyden habersiz cennet güzeli yavruları yetim ve öksüz bırakan, dünya hayatında yaşanacak her türlü güzelliği âhirete erteleyen bir gündür.

Ancak 15 Temmuz, şehâdet sevdâlılarını Allah Teâlâ ile buluşturan, perdeler arkasında düşmanlık edenlerin maskelerini yırtan, korkak hâinlerin elindeki silahları alıp gerçek sahiplerine, millete veren büyük ve şerefli bir gündür.
15 Temmuz, “Ben küçüğüm!”, “Ben kadınım!”, “Ben yaşlı ve sakatım!” mazeretlerine sığınmadan; bir milletin topyekün vatanına sahip çıkmasıdır. (Merve Güleç, Şebnem Dergisi Temmuz-2017)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Muhsî: Sonsuz ilmi ile her şeyi kuşatan ve mülkündeki her şeyin sayısını bilen, her yapılanı bir bir sayan demektir.

Kısa Günün Kârı
Rabbimizden niyâzımız odur ki, bu millete bir daha 15 Temmuz gibi çetin bir imtihan yaşatmasın. Güzel vatanımıza kurulan hain tuzakları, kuranların başlarına çevirsin. Mazluma kol-kanat geren, zâlime en sert yüzünü göstermekten çekinmeyen bu milleti iki cihanda âzîz eylesin. Âmin.

Lügatçe
maruz kalmak: 1. Karşılaşmak. 2. Uğramak.

Share.

Leave A Reply