Doğrucu Davut Hikayesi

0

Farklı rivayetler var elbette… Ancak, en meşhur olanı ve hoşuma gideni şudur: Padişahın birinin Doğrucu Davut adında bir veziri var imiş… Padişah birgün savaş hazırlıkları yaparken sormuş “Davut ne dersin, bu savaşı kazanabilir miyiz?” Doğrucu Davut bakmış bu işin sonu iyi görünmüyor… “Padişahım gelin bu savaştan vazgeçin, şu şu sebeplerden dolayı kaybederiz…” Padişah bu ya, “Bre Davut sen nasıl benim irademe karşı gelirsin… Atın derhal zindana” demiş… Padişah savaşa gitmiş ve kaybetmiş, ama Davut hala zindanda… Aradan altı ay geçmiş, yine bir savaş durumu olmuş… “çağırın şu Davut?u soralım bakalım bu defa ne diyecek” demiş… Davut huzura gelince, padişah “Söyle bakalım Davut yine bir savaş durumu var, bu defa ne diyeceksin?” Davut savaşla ilgili şartları şöyle bir gözden geçirmiş ve “Padişahım siz en iyisi beni zindana geri gönderin” demiş… çünkü, Davut yine doğruyu söyleyecek ve yine zindana gönderilecek zaten…

Doğrucu Davut?un gerçek hikâyesi bu… Doğrularla yaşadıktan sonra, zindanlar Davutlar için muhteşem saraylar gibidirler…

çünkü, Doğrucu Davutlar esen rüzgara göre yön değiştirmezler…

Olsa olsa Firavun Sarayı?nda Musa rolündedirler…

“Bu da geçer ya hu!” der ve yollarına devam ederler… çünkü, onların yolcuğu dünyanın kirine pasına değil, sonsuzun emsalsiz güzelliklerinedir…

“Merd-i Kıpti şecaat arzederken sirkatin söyler” demiş atalarımız… Böylelerine sözümüz yok zaten.

Iyiliği, insanlığı, merhameti, şefkati, adaleti, sevgiyi, barışı yüceltmek üzere, devam etsin yolunuz ve yolumuz aziz okuyucularım… Sürç-i lisan oldu ise, affola…

Share.

Leave A Reply